19 Şubat 2013 Salı

Geçmişten Günümüze Kimler Örtündü?

   Ne zamandır yazmak istediğim postu sonunda yazdım.
   Şimdiye kadar kimler örtünün cazibesine kapıldı?


   Her ne kadar ülkemizde insanlar örtüden soğutulmaya çalışılmışsa da, eşarplar dini gereksinimin dışında geçmişten günümüze kadar kadınların en önemli aksesuarlarından biri olmuştur. 

   Grace Kelly, Audrey Hepburn ve Elizabeth Taylor'ın sık sık kullandığı eşarpların bu kadınların zarafetlerinin üstünü örtmediğini hatta altını çizdiğini gördük hep. 

   Daha önce dini veya etnik amaçla kullanılan eşarbı 1879 doğumlu ünlü Fransız modacı Paul Poiret doğudan esinlenerek modaya geri kazandırdı.

   1961'de her ne hikmetse Türkçe'ye Çılgınlar Kraliçesi olarak çevrilen Breakfast at Tiffany's çekildi ve tüm dünya Holly'e aşık oldu. Filmde de ipek eşarp takan Audrey Hepburn "İpek eşarp taktığımda kendimi kesinlikle güzel bir kadın gibi hissediyorum" dedi.









   1966 yılında Elizabeth Taylor, Vatikan'da bir ödül törenine başında türbanıyla girdi ve yeni bir akım başladı. 1970'lerde eşarplar şapkalar kadar popülerdi. 




   Elizabeth Taylor'ın ardından Kate Winslet, Taylor'ın onuruna "V Magazine" objektiflerinin karşısına geçti ve başında Elizabeth Taylor'ın simgesi haline gelen türbanı vardı. ( "Türban" kelimesi de bana hep itici gelir. Ama yerine kullanabileceğim başka bir şey yok üzgünüm.)







   Ve gelinliği ile bizi kendine hayran bırakan zamanın Monako Prensesi Grace Kelly. Bu sene bu gelinlikten milyonlarca gördüm sanırım. Grace Kelly de eşarpların zarafetine kendini kaptıranlardan.







  Yine aynı dönemden Sophia Loren ve Bridgette Bardot...





   Geldik Star Wars serisinin Padmé'si, Anakin'in biricik sevgilisine. Filmde Natalie Portman'nın giydiği birbirinden fantastik kostümler sonucunda söyleyebiliriz ki uzayda da örtünmekten korkmuyorlar ashajshaj. Natalie Portman'ın güzelliğine yine diyecek bir şey yok, tabi suratını kireçle sıvadıkları kısımlar hariç. 







   Ve 2004 yılında çekilen The Notebook filmi. Beni mahveden Noah'ın Allie'si..
   Rachel McAdams 1940'lı yılların kıyafetlerini çok güzel taşırken başına buz mavisi kenarları çiçek desenli ipek bir şal almış..

 
   Sırada Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komisyonu İyi Niyet Elçisi olan Angelina Jolie var. Sık sık o ülkeden bu ülkeye uçan, Afrika ülkelerine, Pakistan'a milyon dolarlar bağışlayan kadın bir de ordaki insanlara saygısından başında örtüsü olmadan gezmiyor. Örtünün ona çoook yakışması da ayrı bir olay zaten. Bizim ünlülerimiz gitse, Afrika'ya giden birkaç kişi dışında giden yok da hadi olsa koca fönlü saçlardan başka bir şey görmezdik eminim.




   Hayrunnisa Gül'ü çok eleştiren oldu. Özellikle İngiltere ziyaretinden sonra. Bu nasıl first lady diye. Özellikle her fırsatta Barack Obama'nın eşi Michelle Obama ile kıyaslandı. 
  Michelle Obama, Barack Obama ile birlikte 2010 yılında Endonezya'nın başkenti Cakarta'nın simgesi haline gelen İstiklal Camii'ni ziyaret etti. Aslında bu fotoğraflardan sonra insanların susmalarını beklersiniz ama asla susmazlar.




   Sanırım burdan Cambridge Düşesi Kate Middleton'a geçmek uygun olur. Her zaman nerde ne giyeceğini bilen bir kadın Kate Middleton. Prens William ile Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da ilk cami ziyaretini gerçekleştirirken de istikrarını bozmamış. 







Kate Middleton'ın bu beyaz şalıyla hatırlattığı kaynanası Prenses Diana.



Ve ölmemeye yeminler etmiş, tahtını kimseye devretmeye niyeti olmayan Birleşik Krallık'ın Kraliçesi, Kraliçe Elizabeth. Babaannemden de çok güzel kraliçe olurmuş aslında ahsjahsah.



   Kraliçeleri, prensesleri bitirdiğime göre geliyorum Ulyana Sergeenko'ya. Spring 2013 Couture koleksiyonu beni hayal kırıklığına uğratmış olsa da çıkış koleksiyonlarının hatırına hala favorilerimden. Eski Rusya'dan ilham alarak koleksiyonlar hazırlayan Ulyana Sergeenko hem kendi hayatında hem koleksiyonlarında eşarpları sık sık kullanıyor.







   Sırada tam olarak ne yapmaya çalıştığını anlayamadığım Jennifer Lopez var. 2006 MTV müzik ödüllerine  düğüne gelen kapalılıkla açıklık arasında kalmış görümce gibi gitmiş.



Rihanna Kudüs'te başına leopar desenli bir örtü almış. Çok da mutlu görünüyor.





Vogue Paris için poz veren Adriana Lima



Ve nerde olduğunu bilmediğim doğuştan vintage efektli kadın: Lana Del Rey



Son olarak koymazsam ayıp ederim dediğim Al Yazmalı Asya. 


   Evet hatırlayabildiğim ve fotoğraflarını bulabildiğim kadarını ekledim. Muhtemelen atladığım bir sürü kadın var. Eklemek istedikleriniz varsa yorum bırakın ben de postu güncelleyeyim. Umarım güzel bir yazı olmuştur buraya kadar okuyabilmişsinizdir. Sonlara doğru aldı başını gitti durduramadım ashajshjas.

   Şimdilik bu kadar.. Bir başka postta, kim bilir ne zaman görüşmek üzere...

4 Şubat 2013 Pazartesi

Valentino Spring 2013 Couture

   Spring 2013 koleksiyonları hakkında yazabileyim diye tatilimden koşarak geldim. Ama yine de en çok beklediklerimden birkaçını kaçırdım. Üzerinden 10 gün geçmiş olsa da Valentino'nun yeni koleksiyonu hakkında yazmazsam olmaz dedim ve kollarımı sıvadım.

   Pierpaolo Piccioli ve Maria Grazia Chiuri Valentino için bol emekli, işlemeleli organzelerle dolu bir koleksiyon hazırlamışlar.

   Gecenin en sıradışı parçalarından biri aşağıdaki elbise. Başta bana siyah demirden büyük bahçe kapılarını anımsatan bu pelerin, içerisindeki kuş işlemeli organze elbiseye bir kafes olarak düşünülmüş. Böylece biz de içerisinde uçuşan kuşları hapseden yürüyen bir kafes izlemiş olduk.
 


   Koleksiyondaki neredeyse bütün parçalar üzerinde saatlerce uğraşılmış. Organze etek ve ceketin işlemeleri 850 saat, ağırlıklı olarak görülen bükme işlemleri için ise 350 saat harcanmış. Couture bir koleksiyonun hak ettiği emek verilmiş yani.




Bu siyah üzerine tamamı kırmızı ve pembe çiçek işlemeli elbise de koleksiyonun öne çıkan parçalarından. Ben istemsiz bir şekilde kıyafetlere bakarken tesettüre nasıl uyarlanabileceklerini, üzerlerine hangi renkte eşarpların ya da şalların iyi gideceğini düşünüyorum. İşte Valentino bunu yaparken hiç zorlanmadığım markalardan biri.


   Valentino kırmızısı yine kendini göstermiş. Ben de burdayım diyor.





  Gelelim benim en beğendiğim elbiseye.  "Le silence de tournesols" diye tanımlanmış aşağıdaki elbise. Sessiz Ayçiçekleri. 




   Bence koleksiyonun en güzel yanı ayakkabılarla elbiselerin birebir olması. Hepsi o elbise için özel olarak hazırlanmış. Elbiseler ne kadar güzelse ayakkabılar onların iki katı güzel.