24 Kasım 2012 Cumartesi

Kanaviçe Zamanı


   Sandıklarda kapalı kalmış kanaviçeleri olanlara müjde. Çünkü sezonun en güzel parçalarından biri de kanaviçe detaylı kıyafetler ve aksesuarlar. Ama sanırım emek gerektiren ve maliyetli bir detay olduğu için mağazalarda sık göremiyoruz. O nedenle bulduğunuzu kaçırmayın ya da annenizin kanaviçelerine el koyun. Kafayı yediğinizi düşünürse de yapacak bir şey yok bir kasnak alıp işlemeye başlayacağız.

   En güzel ve çarpıcı olanları Dolce & Gabbana 'dan. Bakmaya doyamıyorum.
   ( Dolce & Gabbana Fall 2012 RTW )











   Arkasından ise Balmain geliyor. Dolce & Gabbana kadar yoğun kullanmasa da o da koleksiyonunda kanaviçeye yer vermiş.
   ( Balmain Fall 2012 RTW )




   İşin güzel tarafı detaylarında, emeğinde. Bu tarzı uygulayayım derken aşağıdaki çiçek baskılı bluzu giyerseniz olmaz.


   Isabel Marant'ın boynu işlemeli gömleklerini de çok beğendim. Eteklerimizin üstünde çok şık duracağı kesin.
    ( Isabel Marant Fall 2012 RTW )








  Isabel Marant bu gömlek 620 Euro. Yuh! diyorum ve hemen alternatiflere geçiyorum. Roman ve Koton'un benzer olan gömlekleri bizim için daha uygun görünüyor.









11 Kasım 2012 Pazar

Şükran'a Sihirli Değnek

   Şule Yüksel Şenler'in 1969 yılında yayımlanan kitabı çok satmış, 1970 yılında Türkan Şoray ve İzzet Günay'ın oynadığı Birleşen Yollar adıyla sinemaya uyarlanmıştı. Ben 12 yaşındayken okumuştum o nedenle Kutsi'nin Bilal'e hiç benzemediğinden başka pek bir şey hatırlamıyorum ahahshah. 

   Kitap bu sezon radikal bir kararla dizi yapıldı ve dizide başörtülü karakterlerin olması da herkesin ilgisini çekti. Fakat dizinin genel kostüm sorumlusu Sevgi Duman Pektaş, daha önce hiç başörtülü bir karakter giydirmediği için Şükran'ın giyim tarzıyla eleştirildi.
   
   Nihayet dizi ekibi yapılan eleştirileri dikkate aldı. Artık Huzur Sokağı'nda Şükran karakterini canlandıran Sinem Öztürk'ün yeni bir stil danışmanı var. Âlâ'nın çıkış sayılarının editörlüğünü de yapan Esra Seziş artık dizideki Şükran'ın stil danışmanlığını yapıyor. Dizinin 4. bölümünden itibaren devreye giren Esra Seziş'in elinin değdiği anında belli olmuş. Ve bizi Şükran'ın şalını nasıl bağladığını gördükçe bileklerimizi kesme isteğinden kurtarmış. 

   Önceden bone kullanmadan, şalla sımsıkı sararak örtüyorlardı. Güzelim kız kaç bölüm böyle dolaşmak zorunda kaldı.


   Daha sonra hem şal renkleri, hem örtme şekli değişti. Şaldan şala insanın ne kadar değişeceğini de böylece görmüş olduk. 10. bölümdeki şallar İpekevi'nden. Bayıldım bayıldım resmen. Özellikle çiçekli lacivert şal çoooook güzel.


   Sponsorlar arttıkça çok daha güzel olacağını düşünüyorum. Sonuçta ilk defa başörtülü genç kızlar giydiriliyor. O da temizlikçi, hademe vs değil. Biri üniversite öğrencisi, diğeri anaokulu öğretmeni. Bu işi yapanlar kadar izleyenler de şaşkındır eminim. Nedense birkaç istisna dışından dizilerde, filmlerde başörtülü kadınlar hayatımızın bir parçası değilmiş gibi davranıldı hep. Emrah Serbes geçen sezonlarda kanal istememesine rağmen başörtülü bir karakter eklemişti Behzat Ç.'ye. Parlak bone takmalarından ve başını şabalak gibi örtmelerinden bakamıyordum ya neyse. Şu sahneyi de eklemeden edemeyeceğim. Gülmekten ölmüştüm Harun'a. Arkadaşlarla Bağdat caddesinde alışveriş yaparken bize de "Buraya bile geldiler. Artık hiçbir yerde rahat yok" diye laf atmıştı fönlü teyzeler ahahah. Gülüp geçmiştik tabi. "Yaşlı" diye bağırsak iyiymiş.


Yeni yazılardan haberdar olmak için az önce açtığım blogun instagram hesabını burdan takip edebilirsiniz. 

Şurda da kişisel hesabım var.



5 Kasım 2012 Pazartesi

Valentino: Ready to Wear Fall 2012

   Valentino'nun bu koleksiyonu için biraz geç bir post. Gerçi bunlar hala satışta ama bundan sonra da bir iki koleksiyon görücüye çıktı. Ama blogumu yeni açtığım için arada beğendiğim koleksiyonları eski yeni demeden ara ara paylaşmaya karar verdim. Valentino da nedense tesettüre uygun bir şeyler hep bulunuyor. O nedenle göz atmadan edemiyorum.



     Bu aşağıdaki pantolon üstü tunik-elbiseleri görünce gerçekten güldüm. Valentino için yeni olabilir ama biz kapalılar için çok önceden bulunmuş bir giyim tarzı bu.

     Bu pantolon üstü elbiseleri görünce aklıma Emma Watson'ın The Perks of Being a Wallflower filminin Londra'daki galasında giydiği Christian Dior'un 2012 Sonbahar Couture koleksiyonundan straplez elbisesi ve pantolonu geldi. 


   Valentino yine bu sezonda da kırmızısını konuşturmuş. Gidip 5 bin Euro'ya bir treçkot almamızı kimse beklemiyor zaten bizden. Ama güvendiğiniz bir terziniz varsa beğendiğiniz modelleri işaretleyin ve kendinize bir tane diktirin.
     














   Şimdilik bu kadar. Yakında bundan önceki Elie Saab koleksiyonlarıyla alakalı bir post hazırlayacağım. Yenisini beklerken bizim için teselli olur onlara bakmak. 

4 Kasım 2012 Pazar

Dünyanın En Güzel Peelingi: Dermalogica Daily Microfoliant

     Dermalogica'nın günlük peelingi Daily Microfoliant tüm dünyada en çok tercih edilen ve beğenilen peeling ürünlerinden biri. Özellikle fondöten ya da pudra kullanan kadınların mutlaka peeling yapması gerektiğini düşünüyorum. Pudranın pürüzlü bir cilt üzerindeki görüntüsünden daha kötü bir şey olamaz.
     
     Daily Microfoliant'ın içindeki yıldız madde pirinç kepeği. Hikayesi ise gayet enteresan. Uzakdoğu'da pirinç tarlalarında çalışan kadınlar, su olmadığı için yıkadıkları pirinçlerin sularıyla banyo yaparlarmış. Güneşin bağrında çalıştıkları için kavrulacaklarına günden güne daha da beyazlıyorlarmış. Dermalogica'nın kurucularından Jane Wurwand bu bilgilerin üzerine bir de Hindistan gezilerinde kadınların beyazlamak için pirinç tozu kullandığını öğrenince bunun üzerinde çalışmaya başlıyor ve sonuçta karşımıza Daily Microfoliant çıkıyor.

     Diğer peelinglerden farklı olarak pirinç bazlı enzim toz içeriyor. Kullanmadan önce nemli ellerinize bir çay kaşığı kadar toz döküp bir miktar suyla köpürterek krem haline getiriyorsunuz. Çünkü toz su ile temas ettiğinde aktifleşiyor. Göz çevresini koruyarak dairesel hareketlerle 1 dakika kadar yüzünüze uygulayıp duruluyorsunuz. Partiküllü bir yapıya sahip olmadığı için diğer peelingler gibi yüzünüzü çizmiyor, her gün kullanmanıza rağmen cildinizi tahriş etmiyor. Papain, salisilik asit ve pirinç enzimleri ölü derileri mikro düzeyde temizlerken cildi yumuşatıp aydınlatıyor. Aspergillus, greyfurt ve meyankökü'nden oluşan cilt aydınlatıcı kompleks ton farklılıklarını dengelemeye yardımcı olur. Yeşil çay, ginkgo ve kolloidal yulaftan oluşan karışım cildi sakinleştirip daha temiz bir cilt sağlıyor.
   
   
     Maksimum etki için uyumadan önce uygulayın ve sonrasında nemlendiricinizi sürmeyi unutmayın. Temiz bir cildiniz olduğu için nemlendiriciden maksimum fayda sağlarsınız. Güneşe çıkmadan önce uygulayacaksanız diğer peelinglerde olduğu gibi güneş kremi sürmenizi tavsiye ederim. Böylece cildiniz hassasken güneş ışınlarının leke bırakmasını engellemiş olursunuz.

     Eczacı olduğum için içindeki maddelerden kısaca bahsetmeden geçmeyeyim:) Pirinç kepeğinden elde edilen fitik asit ciltte renk koyulaşmasına neden olan triosinazı ortadan kaldırır, antioksidan ve enflamasyon giderici özelliktedir. Papain, Carica Papaya'dan elde edilen ve kahverengi leke tedavisinde kullanılan proteolitik bir enzimdir. Hepimizin Aspirin'den yakından tanıdığı Salisilik asit ise cilt bakım ürünlerinin de vazgeçilmez etken maddesidir. Topikal keratolitik bir ajandır. Cilt dokusunu kalınlaştırır, kollajen üretimini ve bariyer fonksiyonlarını arttırır. Akne tedavisinde sık kullanılır. Yeşil çay mucize bir bitki belki bir gün sadece onunla alakalı bir post hazırlarım. Antioksidandır ve yaşlanmayı geciktiricidir. Cildi UV ışınlarının zararlarından korur ve cilde canlılık kazandırır.

    Sonradan Eklenen Not: Blogun en çok tıklanan yazıların biri de bu yazı. Özellikle maillerde akneye iyi gelir mi diye soruluyor. Bu ürün akne için üretilmiş bir ürün değil. Size peeling için vaad ettiklerini yapıyor. Akne çok derin bir konu. Ciddi akne problemlerinde herhangi bir ürün kullanmadan mutlaka bir cilt doktoruna görünün. İhmal etmeyin.